Anasayfa    Hakkımızda    Makaleler    Duyurular    İnsan Kaynakları    Basında ETİKA    Referanslar    İletişim    


     KURUMSAL YÖNETİM
     AİLE ŞİRKETLERİ
     ŞİRKET DOKTORU
     ISO 9001:2000
     ISO 22000
     ISO 14001
     ISO 13485
     ISO 16949
     OHSAS 18001
     CE MARKALAMA
     EĞİTİM PROGRAMLARI
     Hizmet Talep Formları


Vietnam bile 'helal gıda' sertifikası veriyor, Türkiye seyrediyor

 

ZAMAN Gazetesi, Şaban Gündüz, 25 Eylül 2007

Gıda üretiminde İslamî usullere uygun davranıldığını gösteren 'helal gıda sertifikası', yurtdışına açılmak isteyen firmalar için büyük önem taşıyor. Ancak ideolojik tartışmaları aşamayan Türkiye, yaklaşık 2 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşan bu alana yıllardır giremiyor.

İsrail'in 'koşer' adıyla uyguladığı sertifikayla İslam dünyası 2004 yılında tanıştı. İlk kez standartları Malezya belirledi, bunu Müslüman nüfusa sahip Avrupa ülkeleri izledi. Almanya, Fransa, Belçika hatta Vietnam bile 'helal' sertifikası veriyor. Türkiye'de ise halen bu belgeyi düzenleyecek kuruluş yok. Türk Standartları Enstitüsü'nün çalışmaları bir türlü sonuçlanmıyor. Yabancı gıda şirketleri 3 yıl önce pazardaki yerlerini alırken, yerli firmalar sertifika için Avrupa'da kapı kapı dolaşıyor. Türkiye'deki kısır tartışmaların artık son bulmasını isteyen İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, "Eğer kısa sürede sonuca ulaşılamazsa, sertifika verme sorumluluğunu biz üstleneceğiz." diyor.

Helal sertifikası, sadece gıda ürünlerini kapsamıyor. Aynı zamanda gıdaların servisinin yapıldığı yerlerin dinen sahip olması gereken özellikleri ve paketleme, taşıma, markalama, etiketleme, lojistik, seyahat, otelcilik gibi hizmetler ile eczacılık, kozmetik, tıbbî cihazlar ve diğer sağlık ürünlerine ilişkin özellikleri de içine alıyor. İsrail'in yıllardır 'koşer' adı altında uyguladığı 'helal gıda' sertifikası verilmesine İslam dünyasında 2004 yılında başlandı. Bu konuda ilk standartları belirleyen Malezya'yı daha sonra Müslüman nüfusa sahip Avrupalı ülkeler izledi. Almanya, Fransa, Belçika, hatta Vietnam bile 'helal' sertifikası veriyor. Türkiye'de ise halen bu belgeyi düzenleyecek herhangi bir kuruluş yok. Yabancı gıda şirketleri 3 yıl önce pazardaki yerlerini alırken, konu Türkiye'de 'ideolojik' tartışma batağına saplandığı için yerli firmalar başının çaresine bakmak durumunda kalıyor.

Standart belirlemek için 2 yıl önce kollarını sıvayan TSE'den hâlâ bir ses çıkmadı. Bu durum zaman zaman, satıldığı ülkelerde Türk gıda ürünlerinin 'helal' olmadığı gibi büyük yanlış anlamalara yol açabiliyor. Bu arada Türk firmaları söz konusu pazarda rekabet avantajını da büyük ölçüde kaybediyor. Bu yüzden bazı şirketler, sertifikayı başka ülkelerdeki akreditasyon kuruluşlarından temin ediyor. İhracatçıların rahatsızlıklarını yüksek sesle ifade etmeleri üzerine harekete geçen Dış Ticaret Müsteşarlığı, konuyla ilgili daha önce yaptığı çalışmayı tekrar gündemine aldı. Müsteşarlık, tartışmaya son noktayı koymak için standardın TSE yerine, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) tarafından verilmesinin daha uygun olacağını savunuyor. Bu sayede standart uluslararası bir geçerliliğe sahip olurken, çok başlılığın da ortadan kalkacağı hesaplanıyor.

İhracatçılar: Standardı, Diyanet belirlesin

Ancak ihracatçılar aynı görüşte değil. TİM Başkanı Oğuz Satıcı; standardın hazırlanmasında inisiyatifi Diyanet'in ele almasını istiyor. Helal ürün konusunda uzun süredir anlamsız tartışmaların yaşandığını, bu tartışmaların artık son bulması gerektiğini vurgulayan Satıcı, "Şu anda bu tartışmaları izliyoruz. Eğer en kısa sürede bir sonuca ulaşılamazsa, konuyla ilgili girişimi kendimiz yapacağız." ifadelerini kullanıyor. Helal sertifikasının piyasadaki rekabetçilik açısından önemli olduğunu kaydeden Satıcı, ihracatın önündeki bu engelin bir an önce kaldırılması gerektiğini dile getiriyor.
Koşer sertifikasıyla Musevilere yönelik gıda üretimi yapan Selçuk Gıda'nın patronu Eli Alharal da standardın Diyanet İşleri'nin önderliğinde yapılmasının doğru olacağını savunuyor. 'Helal' ürünlerin sağlıklı bir sertifikasyona tabi tutulması için uygulamanın zorunlu hale gelmesini isteyen Alharal, "Bu işin kriterlerini de Diyanet İşleri oluşturmalı. Sertifikayı verecek kişi ve kurumları da kendisi belirlemeli. Bu alandaki karışıklık ancak Diyanet'in el atmasıyla ortadan kalkar." diye konuşuyor. Selçuk Gıda, 1985'ten bu yana Koşer damgalı üretim yapıyor. Koşer'i, Amerika ve İsrail'in zorunlu tuttuğunu, Avrupa'daki süpermarketlerde de aranan bir standart haline gelmeye başladığını kaydeden Alharal, "Koşerimiz var diye artı bir para kazanmıyoruz. Bazı pazarlara rahat girebiliyoruz; ama bu ilave fiyat avantajı sağlamıyor." diyor. Alharal, Türkiye'de yüzlerce firmanın koşer sertifikasıyla üretim yaptığını belirterek, bu konuda bir standart sağlanması için Türkiye'nin İslam dünyasına öncülük etmesi gerektiğini kaydediyor.

Gıda dernekleri: Helal gıda belgesini müftülükler versin

Gıda Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Alptekin Turan, koşeri örnek göstererek, "Nasıl onlar, belge vermekle hahambaşılarını yetkili kılmışlarsa, bizde de müftüler görevlendirilebilir." teklifinde bulundu. Aralarında helal sertifikasının zorunlu olduğu Suudi Arabistan'ın da yer aldığı birçok ülkeye ihracatı yapan Pınar, belge ihtiyacını müftülükten karşılıyor. Pınar Et ve Süt Mamulleri İhracat Müdürü Hakkı Tarakçıoğlu, ihracat yaptıkları ülkelerdeki tedarikçilerinin ürünlerinin helal olup olmadığını sıklıkla sorduğunu söylüyor. Özellikle Müslüman ülkelerdeki temsilciliklerini Türkiye'ye davet edip fabrika ve kesim yapılan yerleri gösterdiklerini belirten Tarakçıoğlu, ihracat işlemlerinde müftülükten aldıkları 'Helaldir' belgesinin ihtiyaçlarına cevap verdiğini ifade ediyor. Tarakçıoğlu, "Belgeyi düz bir yazı şeklinde Diyanet'ten alıyoruz. Şu anda bu konuda yaşadığımız herhangi bir sıkıntı yok. İsteyen firmalara düzyazı formatında alıp veriyoruz. Ama bunun daha formal hale gelmesi hem de bu belgenin standardize edilmiş olması sektörü rahatlatır." diye konuşuyor. Başta Batı Avrupa olmak üzere Müslüman nüfusun yaşadığı Avrupa ülkelerine yönelik peynir ve süt ürünleri imalatı yapan Gazi Süt Ürünleri ise 'helal' belgesini Almanya'nın yetkili ve tek uzman kuruluşu olan Halal Control EK'dan temin etmiş.

Temsilcilik için Avustralya'nın bile kapısını çaldılar

Gıda ihracatçısı firmalardan gelen talep üzerine 'helal ürün sertifikası' veren kuruluş arayışına giren Etika Danışmanlık şirketi, ilginç isteklerle karşılaşmış. Türkiye'de böyle bir kuruluş olmadığı için rotasını mecburen yurtdışına çeviren şirket, 1,5 aylık bir araştırmadan sonra Avustralya'daki bir kuruluşla temasa geçmiş. Şirketin Genel Müdürü Kılınç Orhan Erdemir, başlarından geçenleri şöyle anlatıyor: "Helal sertifikası verme yetkisi için Avustralya'daki Halal Certification Authority International kuruluşuna müracaat ettik. Önkoşul olarak beş vakit namaz kılıp kılmadığımızı sordular. Yetkiyi verecekleri şirketin ve çalışanlarının beş vakit namaz kılmalarını şart koşuyorlar. İslam'ın şartlarını yerine getirmeyenlere bu yetkiyi vermiyorlar. Helal sertifikasyonu denetimi için İslam'ın şartlarını yerine getirmek, onlar için vazgeçilmez bir unsur. Avustralyalı kurum, genç sayılabilecek yaşlarda olduğumuzdan bizim sadece hacca gidememiş olmamızı mazur gördü."

ÖNDER: Biz talibiz

Sertifikayı verecek kuruluşlarla ilgili tartışmaya imam-hatip lisesi mezunları da katıldı. Her ne kadar ihracatçılar, helal sertifikasını Diyanet'in vermesini istese de, İmam Hatip Lisesi Mezunları Mensupları Derneği (ÖNDER) bu göreve talip oldu. Dernek, helal sertifikası veren kurum olarak tescil edilmek istiyor. Derneğin Genel Başkanı Yusuf Ziyaeddin Sula, konuya en vâkıf kurumlardan biri olduklarını vurguluyor. Helal gıda konusunda yetkinin ehliyeti olan sivil toplum kuruluşlarına bırakılmasını savunan Sula, "Düzenlemenin yapılması ve uygulamanın takibi için Sağlık Bakanlığı, Diyanet ve sivil toplum kuruluşlarının da yer alacağı bir komisyon oluşturulabilir. Bu konuda sadece devlet mantığıyla hareket edilmemeli." değerlendirmesinde bulunuyor.
 

 


 

 

 

 
© 2006 Tüm hakları saklıdır. | Tasarım ETİKA